Duvarlarımız sanatçılarındır
Kabak Vadisi'nin yavaş ritmi içinde şekillenen Reflections Camp'te; doğayla, birbirimizle ve zamanın kendisiyle kurduğumuz ilişki üzerine konuştuk.
Reflections Camp, Kabak Vadisi'nde yıllardır aynı soruyu duyan bir yer: "Buraya ilk kez geliyorum ama neden sanki daha önce de gelmişim gibi hissediyorum?" Bunu kampın kurucularından biriyle konuştuk. Konu doğaya, kahvaltılara, telefon çekmeyen köşelere ve insanların neden planladıklarından daha uzun kaldıklarına geldi.
Reflections Camp'i tarif etmeniz gerekse ne söylerdiniz?
En zor soru bu olabilir. Çünkü insanlar bizi "kamp" diye aratıp buluyor ama geldiklerinde buranın sadece kamp olmadığını söylüyorlar.
Çadırda kalan da var, bungalov tercih eden de, villada konaklayan da. Kimisi bütün gün yürüyüş yapıyor, kimisi havuzdan çıkmıyor. Bir başkası ise kitabını açıp saatlerce aynı sayfada kalıyor. Hepsi aynı yerde ama herkes kendi tatilini yaşıyor.
Sanırım en sevdiğimiz tarafı da bu. Buraya geldiğinde senden belirli bir şekilde tatil yapmanı bekleyen kimse yok.
Misafirler ilk gün en çok neye şaşırıyor?
Zamanın yavaşlamasına.
İlk gün herkes biraz şehir temposuyla geliyor. Sürekli saate bakıyor, telefonu kontrol ediyor, "Şimdi ne yapacağız?" diye soruyor. İkinci gün o soru kayboluyor.
Bir bakıyorsunuz kahvaltı iki saate uzamış. Havuza giderken biriyle sohbete dalmışsınız. Akşam yemeğinden sonra "Beş dakika oturalım." derken yıldızları izleyerek gece olmuş. Kabak'ın insana yaptığı şey biraz bu galiba; acele etmeyi unutturuyor.
Burada oluşan topluluk hissi planladığınız bir şey miydi?
Aslında hayır. Biz sadece insanların rahat hissedeceği ortak alanlar kurmaya çalıştık. Gerisini misafirler yaptı.
Akşam yemeklerinde aynı masaya oturan insanlar ertesi gün birlikte denize gidiyor. Yoga dersinde tanışanlar akşam müzik dinlerken tekrar karşılaşıyor. Bazıları yıllardır her yaz aynı tarihlerde geliyor ve burada tanıştıkları arkadaşlarıyla buluşuyor.
Bunu zorlayamazsınız zaten. Samimiyet program akışına yazılmıyor. Sadece oluşabileceği bir ortam hazırlıyorsunuz.
Reflections Camp'te en sevdiğiniz saat hangisi?
Sanırım sabah erken saatler. Ortalık henüz sessiz oluyor, kahve kokusu yayılıyor, kuşlardan başka ses yok.
Ama gün batımının da ayrı bir yeri var. Kimse kimseye "Şuraya geç, gün batımı başlıyor." demiyor. İlginç bir şekilde herkes zaten aynı yere toplanıyor. Her akşam ilk kez oluyormuş gibi izleniyor.
Bir de itiraf edelim; kampın kedileri günün her saati oldukça popüler. Bazen misafirlerden daha fazla ilgi görüyorlar.
İnsanların buradan ayrılırken ne hissetmesini umuyorsunuz?
"Keşke bir gün daha kalsaydık." cümlesini çok duyuyoruz. Açıkçası duymaktan da memnunuz.
Elbette güzel fotoğraflarla ayrılıyorlar ama bizim için daha önemlisi biraz hafiflemiş olmaları. Birkaç gün boyunca gerçekten dinlenebilmiş, temiz hava solumuş, iyi yemek yemiş ve yeni insanlarla tanışmış olmak bazen sandığımızdan daha büyük bir fark yaratıyor.
En güzel geri bildirim ise ertesi yıl gelen rezervasyon değil. Ayrılırken "Seneye görüşürüz." demeleri. Çünkü o cümle, kendilerini burada evlerinde hissettiklerini gösteriyor.
"Bazı insanlar Kabak'a tatil için geliyor. Sonra fark ediyorlar ki en çok ihtiyaç duydukları şey, birkaç gün hiçbir yere yetişmek zorunda olmamakmış."